KUTLAMAK – GREV YAPMAK – MÜCADELE ETMEK

Feminizm direniş demektir!

Dünya çapında yeni ve eski sağcılar güçleniyor. AfD’nin oylarıyla sözde bir demokrat adayın Thüringen Başbakanı seçilebilmesi, Almanya’da faşist tehlikenin nasıl arttığını gösteriyor.
Anti-feminizm, eşitliğe karşı mücadele, anti-semitizm ve ırkçılık konuları muhafazarkarların ve aşırı sağ ideolojinin ortak paydaları ve ayrılmaz bir parçasıdır. Bu zihniyet geleneksel aile yapısı fikrini, cinsiyet rollerini ve yaşam tarzlarını pekiştirmeye hizmet eder. Gündelik ırkçılık ve ırkçı polis uygulamaları, Federal Hükümetin ırkçı göç politikası ve Avrupa Birliği’nin silahlı ve öldürücü sınır ve sınır dışı rejimi ile el ele hareket eder.
Buna izin vermiyoruz! Biz feministler olarak, yaşamımızın her alanında sağa ve milliyetçiliğe geçiş yapılmasına karşı mücadele ediyoruz. AB’nin dış sınırlarının ve militarizasyonuna ve savaşa karşıyız ve göçmenleri ve mültecileri haklarından mahrum eden tüm yasalara karşı mücadele ediyoruz.

Feminizm dayanışma demektir!

Son yıllarda dünya çapında sistemin şiddet uygulayan yapılarını reddeden ve buna karşı koyan yeni bir feminist hareket gelişti. Arjantin, Hindistan, Nijerya, İspanya ve Almanya’da da, FLINT * (kadınlar, lezbiyenler, interseksüeller, ikili olmayanlar ve trans insanlar) adı altında toplanan bu hareket bakım işinin eşit şekilde yapılması ve yapısal şiddeti ve feminisidleri sona erdirmek için grev yapıyor. Küresel adalet istiyoruz! Kendimizi bu hareketin bir parçası olarak görüyoruz, çünkü feminizm sınırsız dayanışma anlamına geliyor!

Feminizm herkes için iyi bir hayat demektir!

Aktif siyaset yapan insanların korkmak zorunda olmadığı, ayrımcılık ve şiddetten uzak bir toplum için savaşıyoruz. İnsanları ve doğayı sömürmeyen bir dünyada yaşamak istiyoroğal kayuz. Doğal kaynakların yok edilmesine ve dünya çapında kaynakların sömürülmesine karşı mücadele ediyoruz.
Bu mücadele, özgürce ve bağımsız olarak yaşayabilmemiz, sevebilmemiz ve çalışabilmemiz için kapitalist ve ataerkil koşulları ortadan kaldırmamızı zorunlu kılar.

Feminizm herkes için eşit haklar demektir!

Kapitalizmde iş ve servet eşit olmayan bir şekilde dağılmıştır. Mevcut sosyal sistemin içinde özellikle kadınlar ̽ bir kaç örnek vermek gerekirse yaşlılıkta işsizlik, emek sömürüsü, zorla çalıştırma,düşük ücretler ve yaşlılıkta yoksulluk gibi konularda dezavantajlı durumda. Kadınlar çoğunlukla ücret almadan veya düşük ücretle evde ve genelde eğitim ve bakım işlerini yaparlar.

Eşit ve yüksek ücretler ve daha iyi çalışma koşulları için savaşıyoruz!

Eşit olmayan cinsiyet ilişkileri yapısal olarak özel hayatta, iş dünyasında ve ekonomide görülebilir şekilde cinsiyet ayrımı sergileyen güç ilişkileri ve cinsel şiddet yoluyla günlük yaşama yansır.
Heteronormatif (anne-baba-çocuk) aile modeli daha halen toplumsal ideal olarak, diğer ilişki biçimlerini ve aile modellerini baskılıyor. Klasik erkek ve kadın kategorilerine uymayan örneğin trans * ve interseksüel insanlar, “anormal” olarak ayrımcılığa uğrar ve saldırıya maruz kalırlar.

Özellikle FLINT *, LGBTQI * (lezbiyenler, gayler, biseksüeller, trans *, inter-queer insanlar) ve renkli insanların maruz kaldığı şiddete karşı mücadele ediyoruz.
Sömürü ve baskıya karşı baş kaldırıyoruz. Kürtajı suç olarak kabul eden ve seks işçilerine karşı ayrımcılık yapan yasalara karşı mücadele ediyoruz. Bu amaçla birlikte sokaklara iniyoruz ve birlikte hareket edersek ne kadar gücümüz olduğunu ve ne kadar başarabileceğimizi hatırlıyoruz. Hep birlikte her türlü ayrımcılığa, sadece kâr odaklı hareket eden bir topluma karşı, ataerkil yapılara karşı mücadele edip, tam eşitlik için mücadele ediyoruz.